Yıllık İzin…

Mehmet Semih Söylemez

İş dünyasında söyleyenin bile inanmadığı ama çok kullanılan bir cümle var;

“Ben işimi seviyorum, çalışarak dinleniyorum, tatile ihtiyacım yok”.

Bu cümleyi anlamak mümkün değil.

Çalışma hayatı, kısa süreli bir müsabaka değil ki, insan ömrünün uzun bir zamanına yayılmış bir süreç.

Sağlıklı bir çalışma hayatı için, sağlıklı bir beden ve daha da önemlisi mental olarak dinlenmiş bir zihne ihtiyaç var.

Bedenin ve zihnin dinlenmesi; ancak rutini kırarak ve özellikle de mekan değiştirerek gerçekleşebiliyor.

Bugün insan üzerine yapılan araştırmaların en çok yoğunlaştığı alanlardan biri; “tekrarın yaratmış olduğu duyuların körelmesi” üzerinedir.

Sürekli aynı mekanı paylaşmak, sürekli aynı şeyleri tekrar etmenin ortaya çıkarmış olduğu mekanikleşme, çağımızın en büyük olumsuzluklarından biri olarak kabul ediliyor.

Bu nedenle  “ben çalışarak dinleniyorum” cümlesi, bir aldatmaca, onun da ötesinde, bugünde yaşamama anlamına gelmekte.

İnsan, özellikle de çalışan insanın izin kullanması, hem kendi sağlığı, hem de çalıştığı iş yerinin devamlılığı için olmazsa olmazlardan.

Çalışan için; izin kullanmamanın getirdiği maddi avantajlar, uzun vadeli düşünüldüğünde, ortaya çıkan olumsuzlukları telafi edemeyecek kadar anlamsızdır.

İş yerleri için ise; biriken yıllık izin gün sayısı ile performans arasında ters orantı olduğunu görüyoruz.

Tüm bunların üstünde bir konu daha var ki, günümüzde çoğunlukla atlanıyor.

O da; rutinin parçası haline gelen insanların iyimserliği azalıyor.

Oysa insan, hayatın anlamını ancak “iyimserliği” ile arttırabilir.

İzin yapmak, dinlenmek, rutinden bir süreliğine  uzaklaşmak…

Kişi bunu yaşam biçimlerinin bir parçası haline getirildiğinde, hayata daha iyimser bakabiliyor.

Yeni yerler görmek, yeni insanlarla karşılaşmak, yeni lezzetleri tatmak…

Bunlar için çok uzaklara gitmeye gerek yok, yeter ki rutin olanın dışında olsun.

Küçücük bir fark, zihnen ve bedenen yenilenmek için yeterli olabilir.

AGT olarak bizler tempolu yürümeyi seven insanlarız,

Bazen dinlenir, gerektiğinde koşarız.

Ve biliyoruz ki;

Hiç kimse sürekli koşamaz…

 

Bir önceki yazı Hayatı Tasarlamak…

Bir yorum “Yıllık İzin…”

  1. Hande Canlıkan :

    Mehmet Bey,
    Çalışmaya lise yıllarımda başladım. Her iş döneminden sonra daha verimli çalışabilmek, daha dinamik olmak için tatile çıktım, izin kullandım. Yazınızın sonunda da söylediğiniz gibi çünkü İnsan Sürekli Koşamıyor, Koşmamalı.
    Ara Verip Dinlenmeli, sonra yoluna Devam Etmeli.
    Çok yoğun çalıştığımız dönemde bedenlerimiz ruhlarımızı geride bırakabiliyor. Bence izin, ruhlarımızın bedenlerimizi yakalayabilmesi için oldukça iyi bir ara”.
    Süreklilik için önce kendine sonra bedenine, ruhuna, zihnine iyi bakmalı. Kendini, bedenini, zihnini cilalayan, parlatan ne ise O’nu bulmalı. O’nu Yapmalı.
    Yazınızı okuyunca aklıma gelen Batı’da özellikle ABD’de yaygın olan Sabbatical Leave’i ilk duyduğumda çok imrenmiş; bizde de olmasını istemiştim.
    Biraz araştırma yaptıktan sonra gördüm ki ‘Sabbatical leave’ en basit tanımıyla kişinin yenilenmek amacıyla kariyerine mola vermesi anlamına geliyor. Sabbatical, Musevilik’teki Şabat yılından geliyor.
    Dini kurallara göre; ekim-biçim yedi yılda bir durdurulmalı ve herkes, insan ve hayvan, toprağın ürününü serbestçe alabilmeli. Aslında akademisyenlikte yaygın olan 7. yıl izni uygulaması, önemli bir motivasyon aracı olduğu için birçok uluslararası şirket tarafından da benimseniyor. Fakat Türkiye için hâlâ çok yeni bir kavram. Pek çok şirketin kariyer molasından haberi yok ama çalışanlar mola verebilmek için işlerinden ayrılmayı göze alabiliyorlar. Türkiye’de özellikle akademik camiada oldukça yaygın.

    Hayatımızı ‘HIZ’ın belirlediği şu günlerde iş ve özel hayatımızda SAĞLIKLI olmak istiyorsak MOLA VERMELİ, DURMAYI BİLMELİYİZ.
    Çünkü değişimden başka hiçbir şey KALICI değil ve DEĞİŞMEYEN TEK ŞEY DEĞİŞİM.
    Bilge Tao Te Ching’in şu dizeleri düşüncelerimi en güzel şekilde özetliyor:

    “İnsanlar yumuşak ve esnek doğar
    Sert ve katı ölürler.
    Bitkiler yumuşak ve esnek doğar
    Kırılgan ve kuru ölürler.
    Öyleyse kim ki, sert ve katıdır
    Ölüme yakındır.
    Kim ki, yumuşak ve esnektir
    Hayatın parçasıdır.”

    Yumuşak ve esnek Olun, Tatile Gidin, Ara Verin, Mola Verin, İzin Kullanın, Yenilenin, Gelin.
    Yazınız vesilesiyle izinle ilgili zihniyetlerin değişmesi ve Sabbatical Leave’in yaygınlaşması Umuduyla….
    Kaleminize Sağlık

Yorum yapın