Şirket Aklı…

Mehmet Semih SöylemezKurumların ölçeği büyüdükçe, “şirket aklı”nı geliştirmek için akla her zamankinden fazla ihtiyaç var.

Kurum sahiplerinin ve çalışanlarının üzerinde çok konuştuğu  ancak uygulama konusunda aynı isteği göstermedikleri paradoksal bir durum bu.

Çoğu şirket sahibi, küçük ölçekli bir işletme iken, yanında çalıştırdıklarına; “benden akıllı olsalardı, onlar benim yerimde patron olurlardı” diye bakar.

Tabii bu bir genelleme değil, ancak itiraf edilemeyen bir gerçektir.

Şirket çalışanları ise; “Bunları düşünebilen bir akla sahipsem, kollektif aklın neden parçası olayım?  Yıldızımı parlatmalıyım ki, yukarılara çıkayım” diye düşünür.

İki düşünce de açıkçası hastalıklıdır. Birey olarak insanın aklını istediği gibi kullanma özgürlüğü çok açıktır. Kurumlar ise, bunun ötesinde “bireysel akıl”la değil, kollektif “şirket aklı” ile yürütülürler.

“Şirket aklı”, kurucuların, üst yöneticilerin ve çalışanların bir aradalığı ile inşa edilir. Bu, bir araya gelmekle oluşan bir şey değil, inşa edilen ve tasarlanan bir olgudur. Şirket kültürü de buradan doğar. Bu kültüre sahip olanlar, büyük ihtimalle yüzyılları devirecek kurumlara dönüşürler.

“Şirket aklı”nın inşa edilmesinin önünü açan kişi varsa, orada “iyi lider ve yöneticilik”ten söz edilebilir.

Bunun dışındaki her uygulama, “bireysel akıl” iktidarlarının önünü açar. Kişi aklının sınırları içine hapsolmuş kurumların gelecekleri de sınırlıdır.

Çoğu yönetici, kendinden sonra gelecek kuşakları düşündüğünde, kendi aklını, onlara devredebilmenin yöntemini hayal eder. Beyhude bir çabadır bu.

Gelecek kuşaklara, kişisel aklı aktarmak yerine, inşa edilmiş “şirket aklı” bırakabilmek çok değerlidir.

Kişisel akıllar, ne kadar gelişmiş olursa olsun, zamanın tutsağıdırlar.

Oysa kurumların geleceği, zaman ile senkron gidebilen “şirket aklı” ile sürdürülebilir.

Akıllı lider ve yöneticiler; “başkalarının aklını kullanabilecekleri ortamı inşa eden kişilerdir.”

 

Bir önceki yazı Kendini Yukarı Çekmek

Bir yorum “Şirket Aklı…”

  1. ahmet :

    İlk etapta ‘kendini yukarı çekmek’ başlıklı yazınızla çelişkili gibi algılansa da tekrar okuyunca olmadıgını gördüm.Kaleminize sağlık…

Yorum yapın