Ruhu Şarj Etmek…

Mehmet Semih Söylemez

“Şarj etmek” sözü, çocukluğumuzda çok fazla anlam ifade etmiyordu.

Şarj edilen nesnelerin sayısı çok fazla değildi.

Üretim yapanlar için ise, en önemli şarj edilen nesne, elektrikli forkliftlerdi.

Bir tonluk pillerle çalışan bu aletler her zaman heyecan vermiştir.

Sonra hayatımıza cep telefonları ve taşınabilir bilgisayarların girmesi ile birlikte, “şarj etmek” sözü de hayatın ana eksenine oturdu.

Günü, bir şeyleri şarj etmeden geçen insan kalmadı gibi…

Evde, ofiste, cafede, arabada…

Kısaca her yerde, bir priz ve şarj aleti hayatın vazgeçilmezleri arasına girdi.

Doğru şarj için; önce sıfırlayın, sonra şarj edin diyorlar.

Yüksek tempolu hayat, insanın da dönem dönem sıfırlanıp yeniden yüklenmesini zorunlu kılıyor.

İşten, günlük koşuşturmadan uzaklaşmak, unutmak, yarına daha pozitif bakabilmek; Ancak, detoks yapılmış bir ruh ile mümkün…

Her insan dönem dönem şu soruyu kendine sormalı; “ruhuma iyi gelen şeyler nedir?”

Toplum onu da “rutin”e bağlamaya, fiş-priz haline getirmeye eğilimlidir.

Bu yüzden “mahalle baskısı”ndan uzaklaşıp bakalım hayatımıza…

Bize ne iyi geliyor?

Bazen bir sanat müzesinde tek yapıta saatlerce bakmak, bazen bir endüstri müzesinin labirentlerinde kaybolmak, bazen kutsal bir mekanda arınmak, bazen bir kumsalda taş kaydırmak, bazen sevdiğinle günlerce sokaklarda el ele yürümek, bazen uzak diyarların bir sahil kasabasında balık yemek, bazen bir odada kitap sayfaları arasında gezinmek…

Bütün bu ve benzeri davranışlar, bizim yarın kullanabileceğimiz şarj edilebilir piller gibidir.

Kendimize, gerçek anlamda vakit ayıralım…

Hatta bencil olalım, rutine karşı direnelim.

Bu beden ve ruh…  Yani; “ben”…

Onun ihtiyaçlarını göz ardı etmemek ve en önemlisi ertelememek gerek.

Vakit ayırmak, sağlıklı olabilmek için açıkçası şart.

Tatiller bunun için uygun zamanlardır. Hele bayramlar…

Bayramlaşmalardan sonra yapılan tatiller ise “creme de la creme” olmakta.

Evet… yine bir bayram zamanı.

“Şarj aletini evde unutmuşum” demeden…

Tatilden, tatile ihtiyaç duymadan dönülmesi dileğiyle…

 

Herkesin Kurban Bayramını kutlarım…

 

Bir önceki yazı Tanıklık Etmek…

Yorum yapın