Ölümcül Şakalar…

Mehmet Semih Söylemez

Bir arada yaşamanın önemli araçlarından bir tanesi de mizah duygusunun gelişmesidir. Bu duygu ne kadar yüksek olursa; hoşgörü, birbirini anlama, birbirine saygı, mutlu hissetmek ve en önemlisi gevşeyen “yüz kasları” artar.

İnsan mizah duygusunu kaybettiği oranda; yalnızlaşır, mutsuzlaşır ve hayatın çekilmez olduğu duygusunu benliğinde büyütmeye başlar.

İş yaşamının çoğunlukla farkında olmadığı konuların başında; “mizah duygusu”nun,  sinerjiyi büyük oranda arttırdığı gelir.

Hatta; “İşin ciddiyetini bozmayın” cümlesi sıklıkla kullanılır.

Mizah yoksunluğu bir tehlike oluşturmaz. Fakat mizah yoksa yerini eşek şakaları alır.

Mizah yoksunlaştıkça artan özellikler taşıyan “eşek şakaları”, insanların bir arada üretim yaptığı yerlerin en büyük düşmanlarının başında gelir.

Çoğu zaman, “bir şey olmadı ki” diye bakılan “eşek şakaları”, iş kazalarının nedenlerinden de biridir.

İş makinesini arkadaşlarının üzerine sürmek,

İş elbisesinin içine böcek koymak,

Oturduğu sandalyenin tekerleğini çıkarmak,

Yanından geçerken birden birini itmek… vs. vs. vs…

Her üretim tesisinin “eşek şakası” efsaneleri mevcuttur.  Hatta bunlar bazı çalışanların var olma araçlarıdır.

Eşek şakaları ilginçtir ki; mizahın inceliği ortadan kalktıkça artan eğilimler göstermektedir. Kaba saba, incelikten yoksun, hayata hiç bir değer katmayan, içinde en ufak bir zeka pırıltısı olmayan bu davranışlar, normal yaşamda iki tarafın rızası olduğu sürece yapılmasında bir mani yok…

Ancak üretim sahalarında bu tür davranışlar, onarılmayacak yaralar açabilmekte.

O nedenledir ki, üretim yapılan her yerde, “mizah duygusu” geliştirilmeli, “eşek şakası” yapanlar ise uzak tutulmalı.

Ve unutmamalıyız ki;

Mizah zeki insanların işidir ve iş dünyasının ruhunda mizah olmalıdır…

 

Bir önceki yazı Kalıcı Olmak…

 

 

Yorum yapın