Kırık Camlar Teorisi…

Mehmet Semih Söylemez

Bir kırık cam, bin kırık cam,

Bir çöp, bin çöp,

Bir emniyet şeridi ihlali, bin emniyet şeridi ihlali,

Bir küfür, bin küfür…

İnsana özgü davranış eğilimlerinin içinde, “bir kişi yaptı, bende yapayım” duygusu yer alır. Önemli olan bir kişinin başlatmasıdır.

Bunun en çarpıcı örneği, emniyet şeridi ihlallerinde yaşanır. Trafiğin durduğu yollarda, başlangıçta emniyet şeridine giren pek olmaz. Ancak bir kişi girdikten sonra, orada kuyruk oluşur.

Kırık camlar teorisi;  ABD’li suç psikoloğu Philip Zimbardo’nun 1969 yılında yapmış olduğu bir deneyden esinlenilmiştir.

Bu çalışma üzerine Sosyal Bilimciler James Q. Wilson ve George L. Kelling 1982 yılında bir makale ile konuyu daha bir somutlaştırırlar;

“Birkaç kırık penceresi olan bir bina düşünün. Camlar tamir edilmemişse vandallar birkaç cam daha kırmaya meyillidir. Sonunda bina boş ise tüm camları kırılabilir, gecekonduysa belki de yangın dahi çıkarabilirler. Ya da bir kaldırım düşünün. Burada bazı çöpler birikir. Yakın zamanda bu çöpler daha fazla birikir. Sonunda buradaki restoranlar, hatta paket servis yapan insanlar bile çöpleri araba ile poşetler halinde getirerek buraya atarlar.”

Bir arada yaşamanın belki de kritik zihinsel eşiği burasıdır;

“O yaptı bende yaparım”

Ortak yaşam, tam da burada çatırdar…

Üretim tesisleri de benzer sıkıntıları yaşar.

Konunun bir tarafında yukarıda ifade edilen sosyolojik boyut büyük yer tutarken, diğer tarafında da göz ardı edilen “tasarım” boyutu yer alır.

Ne alaka diyenler çıkabilir.

İyi tasarlanmamış ve “kör noktaları” olan fabrikalarda, bir müddet sonra bu “kör nokta”lar, kullanılmayan makine parçalarının ve çöplerin atıldığı yerlere dönüşür.

Burada “toplum eğitilmeli” lafı hemen dillendirilir.

Doğrudur, toplum eğitilmelidir.

Ancak yöneticilerin  “işiyle iletişimi” daha da belirleyicidir.

Bir cam kırıldıysa hemen tamir edilmeli.

Bir çöp atıldıysa, hemen temizlenmeli.

Ve fabrikanızı kurarken, sadece makinelere odaklanmamak, fabrika binalarının makineleri örten mekanlar olmadığını, yaşayan organizmalar olduğunu benimsemek ve ona göre yapılandırmak çok önemlidir.

Böyle düşünmek ve davranmak;

Fabrika binalarında “halının altı” muamelesi yapılacak yerlerin oluşmasını engeller.

Daha da önemlisi, duygusal dünyamızda ilk cam kırıldığında

“böyle de idare ederim” demek;

Bütün camların kırılması için kapının önüne taş bırakmak demektir.

 

Bir önceki yazı Gökyüzü…

 

3 Cevap “Kırık Camlar Teorisi…”

  1. Hediye Kayacan :

    O ilk boşveriştir hayatımıza yön veren. Neyi önemsiz görürsen sonunda dönüp dolaşıp ayağına dolanan şeyin ilk önem vermediğin boşverişin olduğunu görüyorsun. Hayatta herşey ama herşeye bunun çok önemi var diyebiliyor ve titizlikle yaklaşabiliyorsan problemleri o kadar az yaşıyorsun.

  2. MUSTAFA TALAT SÖZEN :

    Patronu da müdürü de görmezden gelir,çünkü detaydır,mikrodur. Küçük şeylerle uğraşmak onların işi olmamalıdır nedense!
    Kontrol süresini aşmış yangın tüplerinin elden geçirilmesi talebini gereksiz bulan patron, müdürünün elektrik sistemindeki eksikliklerin giderilmesi konusundaki çalışmasını da olumsuz etkileyecektir.Buna benzer bir ihmalin veya özensizliğin yüksek maliyetini kestirmek zor olmasa gerek.Salt üretime ve kar’a odaklanıp bunu sağlayan fiziki ortamları önemsememek günümüz de ne insanidir ne de rekabetçi. Artık alıcı malın kalitesi ve fiyatının yanın da hangi şartlar da üretildiğini de dikkate alıyor. Son söze gelince; detayın başı küçükken ezilmezse ileride canavara dönüşebilir.
    Sevgili mehmet kardeşim yazını çok beğendim, tüm dostlarımla paylaşacağım.

  3. Onhan Baysoy :

    “O yapti ben de yaparim” mantigi gunumuz is dunyasinda sirket kulturunu belirleyen ogelerden biri. Bunun en iyi ornegi Lehman Brothers in aci sonu. Bilincli yapilan yanlislar, digerlerine kotu ornek teskil etmeden yoneticiler tarafindan duzeltilmeli, yapanlar cezalandirilmali, duzeltilmesine yardimci olanlar odullendirilmeli ki emsal teskil etsin. Bu da belirtiginiz gibi yoneticilerin isiyle ve dolayisiyla calisma arkadaslariyla, cevreleriyle olan iletisimi. Bu iletisim sirket kulturunu sekillendiren, tum calisanlarin is ahlakini gelistiren ve firmalari ileriye tasiyan bir olgudur. Tesadufen bir roportajinizi okuduktan sonra bu blogu buldum, calistiginiz ve benimde icinde oldugum bu sektorde sizin gibi yoneticilerin oldugunu gormek sevindirici. Basarilarinizin devamini diliyorum.

Yorum yapın