Keyifle Yönetmek…

Mehmet Semih Söylemez

Şimdiki yönetici kuşağının, yani +35’li yaşlarda olanların büyük çoğunluğunun klasik müzik ile tanışması Danny Kaye ile olmuştur.

TRT’nin pazar sabahları klasik müzik kuşağında, Danny Kaye; New York Filarmoni Orkestrası’nı yönettiği konserler yayınlanırdı.

Danny Kaye, 70’li yaşlarında hazırladığı şov ile çocuklara klasik müziği sevdirmiştir.

Elinde baget yerine sinek raketi ile yönettiği orkestra ve mimikleri ile klasik müziğin “ağır” havasını kırmış ve yediden yetmişe birçok kişiyi tutkulu bir dinleyici yapmıştır.

Danny Kaye bir şov insanıydı ve onun gereklerini yerine getiriyordu.

Ancak, onu izleyenlerden çok, kendisinin çok büyük keyif aldığı bir gerçekti…

Klasik müzik denince, bıraktığı izlenim, hep “ciddi” ve ifadesizliktir.

Herbert von Karajan gibi, büyük şeflerde hep bu ciddi yüzle karşılaştık.

O ve onun gibiler de en az Danny Kaye kadar keyif alıyorlardı.

Ama onlar o keyfi çevresine yayıp, bir sinerji oluşturuyorlar mıydı? Bilmiyoruz.

Aynı davranış lider ve yönetici grupları için de geçerli…

Bugünün yöneticilerinden Danny Kaye gibi, bir tür “meddahlık” beklenmiyor.

Ancak, yaptığı işten keyif aldığını hissettirecek  mimik ve jestler bekleniyor.

Evet… Bekleniyor.

Bu beklenti; onun mutlu bir insan olduğunu görmek için değil, bir sinerji yaratması içindir.

Yönetmek, mekanik bir davranış biçimi değil, bir “aura” oluşturabilmektir.

Eski zamanların asık yüzlü, gülmeyen ve en önemlisi, “her sözü büyük (!)” yönetici modellerinin modası geçeli çok oldu.

Bugün, hayata daha çok dokunan, “sıradan laflar da edebilen” ve mimikleri, jestleri olan insanların zamanı.

Kısaca yönetirken hem keyif alma, hem de çevresindekilere “pozitif enerji” verme zamanı.

“Baba” filminde Marlon Brando; sanki ağzında çakıl taşı varmış gibi ağır ve çok ciddi konuşması ile zihinlerimize kazınmıştı…

O bir “baba”ydı ve öyle olması gerekiyordu… Ancak bakınca sanki “acı” çekiyordu.

Ne kadar ağır ve zor iş yapılırsa yapılsın, yapılan işten keyif almak, insani bir duygu…

Keyif alınmayan bir işi yapmak anlamsız, hele yönetici iseniz.

Zira keyif alınmayan bir işi yapmak, “kör testere ile tahta kesmek” gibidir.

Harcanan enerji ile alınan sonuç arasında orantısız bir durum vardır.

Bırakın yüz kaslarınız gevşesin.

Bunu yapmaya başladığınızda beyin kasları da gevşer ve daha doğru kararlar alırsınız.

Şirketlerin; gergin zihinlere değil, güçlü fikirlere ihtiyacı var…

 

Bir önceki yazı Sakin ve Hızlı Olmak…

Bir yorum “Keyifle Yönetmek…”

  1. Ali Cevat ÜNSAL :

    Resmen beyit gibi olmuş. Klavyenize sağlık. Çok güzel bir paylaşım olmuş.
    @alicevatunsal

Yorum yapın