İştahlı Olmak…

Mehmet Semih Söylemez

“Çocuğum iştahsız…”

“Ne versem yemiyor…”

Ya da;

“Çocuk çok iştahlı…”,

“O kadar iştahlı ki, doyuramıyorum…”

Özellikle çocukların büyüme sürecinde, ebeveynlerden sıklıkla duyulan sözcüklerdendir “iştah”…

O dönemler için kullanılırken genellikle olumlu bir karşılığa işaret eden bu sözcük, ileri yaşlar için ise daha çok olumsuz bir anlama doğru kayar…

“İştah”ı insan boğazının sınırları içine hapsetmek, sözcüğün zengin anlamına yapılan bir haksızlık…

Özellikle iş yaşamının içine bu sözcüğü dahil etmeli…

Zira iş yaşamındaki iştah; beden ve ruhun eş zamanlılığın tam karşılığıdır.

Çalışanlar için;

Çalışma iştahı; içinde idealist bir ruhu barındırır,

Çalışma iştahı; içinde cesareti barındırır,

Çalışma iştahı; içinde olumlu düşünceyi barındırır,

Çalışma iştahı; içinde insani olanı barındırır…

Çalışma iştahı; içinde mizahı yeşertir…

Yöneticiler için ise; çalışanlar için yazılanların yanı sıra,  enerjinin sinerjiye dönüştürülmesini sağlayan temel güçtür.

Çalışanların ve özellikle yöneticilerin iştahı, aynı konularda kesiştirilebilirse, ‘başarı’ kendiliğinden gelecektir.

Başarmak… Başarılı olmak…

Tüm çabaların altında bu istekler yatmaz mı?

Hedefin adı bellidir [başarmak], ancak içeriği [başarı kimin] çoğu zaman farklıdır.

Kritik eşik ‘başarı’yı nasıl algıladığımızdır.

‘Başarısızlık yoktur, başarısız sonuçlar vardır’  düşüncesini rehber edinen her şirket ve yönetici, tüm çalışanlarının ‘iştah’lı olmasını sağlar…

Yönetimlerin, tüm çalışanlarıyla birlikte “çalışma iştahı” üzerine düşünmeleri ve kendi kurumlarına yönelik “iştah şurubu” prosesleri geliştirmeleri yararlı olabilir.

Bu karşılıklı bir prosestir ve birilerinin iştahsızlığı, tüm ekibi etkileyebilir.

 

Bir önceki yazı S/Empati…

Yorum yapın