Günü Geldiğinde…

Mehmet Semih Söylemezİkamet ettiğimiz beden, “zaman”ın en önemli göstergesi ve aynasıdır.

Hayata dair geçirilmiş olan her şey, bedende bir göstergeye dönüşür.

Tıpkı yüzlerce yıl yaşayan zeytin ağacının kesiti gibi, bedenlerimiz ve yüzlerimiz, “zaman”ların bellekleridir.

Zamanın belleği olan bedenin dile geldiği ender yerlerden biri de “ayna”lardır.

Beden ile ayna arasında nedensiz bir sadakat vardır.

Birbirlerinin hem tutsağı, hem de celladıdırlar.

Beden aynanın önünden kaybolsa da, sırlarında ve derinliklerinde izleri kalır. “günü geldiğinde” ayna bize sakladıklarını söyler…

Evet… bu çok önemlidir. “günü geldiğinde”.

Bizim istediğimiz anda değil, “günü geldiğinde” dile gelir ayna.

“Ayna”ların dile getirdiklerini görebildiğimiz oranda, hayat bize “akar”.

Göremediklerimiz ise bizim önümüzde yükselen “su duvarları”na dönüşür.

Ve biliriz ki; o duvar bir gün bizi yutan bir dev dalga olacaktır.

Bu yüzden bedeni “sıkıştırılmış büyük resim” olarak görebilmek,

aynaların sırlarını okuyabilmek için iyi bir ipucu olabilir.

İşin ilginç yanı ise; aynalar, sanılanın aksine geçmişi değil, geleceği gösterir.

Tüm bunları bana düşündüren ise; bayram da ziyaretine gittiğim 100 yaşındaki babaannemin yüzü ve çocukluğumun geçtiği ev idi.

Babaannem, ikamet ettiği bedeniyle,

İkamet ettiğimiz ev ise duvarlarıyla,

geçmişin tüm izlerini taşıyor olsalar da, onlara baktığımda, “gelecek  orada idi.”

Tıpkı, “günü geldiğinde” sırlarını döken aynalar gibi, onlarda bizim kulağımıza her seferinde bir şeyler fısıldıyor…

Bir önceki yazı Dil Zenginliği

4 Cevap “Günü Geldiğinde…”

  1. Ömer KARADAŞ :

    Herkes yolculuğunu aynı adrese yapıyor.Kimi yolu uzatıyor,kimi kestirmeden gidiyor.
    Bayram’a memlekete gelip sizinle karşılaşamadığım için üzgünüm.

  2. serhan güneş :

    İnsanların karşısına geçip kendine şekil düzen verdiği bir şeyin geleceğe istinaden sırlar vermesi ve bu sırların zamanla yetip, olgunlaşıp değerlenmesi, geçip veya kaldığının sınav sonucuna bakmak gibi aynaya bakmak aslında birşeyleri hissetmektir. Çok iyi elinize sağlık

  3. LÜTFULLAH KUTLU :

    Üstadım;

    Beden “yaşlanırken”; yaşlanmayan, eskimeyen, pörsümeyenin yani ruhun “ebediliğini” de hatırlatıyor bize değil mi? “Tezat” gibi gözüken bir “mucize”? Beden “faniliğin aynası” olurken, “içimde veya biryerlerde sonsuzluk var ve aslolan o” diyor lisan-ı halince, anlayana ve anlatabilene. Siz anlatabilenlerden olmuşsunuz bu kısa yazı ile, tebrik ediyorum.

    Selamlar;

  4. Hadi ÇAM :

    O çınarın torunu olmaktan mutluyum,seninle gururluyum,yüreğine sağlık.

Yorum yapın