Dijital DÖNÜŞÜM…

Mehmet Semih Söylemez

Teknolojideki büyük gelişmelerin bir sonucu olarak, bulut teknolojisi, dijital medya, büyük veri, yapay zeka, üç boyutlu yazıcılar gibi konulardaki gelişmeler, yeni bir dünyanın kurulduğunun göstergeleri olarak geleceğin nasıl olacağını anlatıyor. Bu yeni teknolojiler, kuşkusuz ki birçok kişi ve kurumu da hem heyecanlandırıyor  hem de “panik atak” geçirmesine neden oluyor.

Heyecanlandırıyor; hayat kolaylaşacak diye… Panik atak geçiriyor; zamanın dışında mı kalıyoruz endişesi…

Bu yeni gelişmeler içine doğmuş insanlar için bir problem yok. Ancak eski teknolojilerle büyüyüp, sonradan dijital teknolojilere geçenler için sorun büyük…

Onlar dijitalize oldular ancak, dijital dönüşümü çoğu gerçekleştiremedi…

Dijital dönüşüm… Anlatması kolay, uygulanması zor bir dünya.

Bazen, bir şeyi “Ali topu tut.” gibi anlatmak gerekir. Basit, anlaşılır, laf kalabalığına boğulmadan… Yoksa sözcükler ve onların oluşturduğu cümleler, anlamsız ama büyük(!) “laf” olarak kalırlar.

“Dijital Dönüşüm” de bu büyük laflar arasına girecek gibi.

Şimdiki zamanların moda deyimi “dijital dönüşüm”…

Ve bütün anlamı da dijital sözcüğünün üzerinden yapılandırıyorlar. Dönüşüm, sadece dijital gelişmelerin ürünlerine sahip olmak değil, bu yeni teknolojilerle, “yeni” bir şeyler yapabilmektir.

Bir başka deyişle “dijitalleşme”yi “dijital dönüşüm” olarak ifade etmek, insanlığın neredeyse var olduğundan bu yana, üzerinde durduğu “dönüşüm” sözcüğünü hiç anlamamak anlamına geliyor.

Kısacası, her şeyi dijital hale getirmek, “dönüşüm”ü gerçekleştirmeye yetmez.

Dijitalleşiyoruz, ama dönüşemiyoruz.

Bunun temel nedeni, zihni dönüştürememekte yatıyor.

Zihin dönüşüme hazır hale geldiğinde, dijital dönüşüm gerçekleşebilir. Oysa çoğu zaman tersi yapılıyor. Dijitalleşiliyor ve oradan bir dönüşüm bekleniyor.

Beyhude çabadır bu…

Oysa şu bir gerçek ki, “dijital dönüşüm” kavramının esas bağlamını “dönüşüm”  sözcüğü oluşturuyor.

Dönüşüme açık olmayan zihinler, hangi teknolojiye sahip olurlarsa olsunlar, yeni zamana uyum sağlayamazlar…

Kızılderili reisi, dört nala giden atının yularını çeker. Yanındakiler  “niye durduk” deyince, “çok hızlı geldik, ruhumuz geride kaldı” der.

Bugünün dijitalize dünyası içinde, hem zihinsel, hem bedenen uyumu yakalayabilirsek, dijital dönüşümün öznesi oluruz.

Onu yapamadığımızda, tribünden bir koltuk satın almaktan başka yapabileceğimiz hiçbir şey yok…

 

Bir önceki yazı Geçmişi Okuyabilmek…

 

Yorum yapın