Büyülü Gerçeklik…

Mehmet Semih Söylemez

Görüntü dünyasının son dönem yaygın kullanım tekniklerinden biri “time-lapse”dir. Belli aralıklarla çekilmiş görüntülerin ardı sıra, hızlı bir şekilde kurgulanması ile elde edilen filmler, yüzlerce günde yapılan bir işin, birkaç dakikada izlenmesine olanak veriyor.

Time-lapse; “sabırsız zamanlar”ın, “sabırsız insanlar”ı için bulunmaz bir buluş olarak reklam filmlerinden, firma tanıtımlarına kadar, yaygın olarak kullanılıyor.

Aslında çok keyifli bir uygulama…

Kağıt üzerinde bir çizgi ile başlayan inşa süreçlerini “sıkıştırılmış bir zaman” diliminde görebilme olanağı…

Bu yöntemle yapılmış işleri görünce insan; “keşke, binlerce yıllık medeniyet serüvenlerinin de böyle kayıt altına alma olanağı olsa idi” diye fantastik düşlere dalıyor.

Medeniyet… Arada bir uzaklaşıp ona bakabilme olanağına sahip olabilme isteği…

Ya da filmi sondan başa doğru izleyebilme olanağı.

Güzel olan şu ki; Bazen insanın önüne bu olanak gelmiyor değil aslında.

Bu şanslı anlardan birini geçtiğimiz günlerde İzmir Aliağa’da yer alan “Gemi Söküm Tersanesi”nde yaşadım.

İnsanın dev gemiler, petrol platformları inşa edip, gelişmişliğini daha ötelere taşıma çabası, binlerce yıllık serüvenin en önemli göstergelerinden biridir.

Bir “hamam tası” ile başlayan muazzam mücadelenin, geriye doğru filmini izlemek istiyorsanız Aliağa’ya gidin.

Yıllarca insana hizmet eden dev deniz araçları, bir döngünün parçası olarak “yeniden üretim”e hazırlanıyorlar…

Dev gemiler, petrol platformları, “insan gücü” ile paramparça ediliyor ve yeniden geri kazanılmak için demir çelik, alüminyum döküm tesislerine gönderiliyor. Bazı parçalar, yeniden kullanılmak üzere kullanıcısını bekliyor.

İnanılmaz görkemli, ürkütücü ve bir o kadar da hüzünlü bir ortam…

Yılların yorgunluğunun ağır kokusunun çöktüğü bu “büyülü gerçek” dünya;

İnsanın serüveninin sürekliliğini görmek, yaptığımız işlerimizin değerini iyi bilmek bakımından, dönem dönem gidilip “yaşanılması gereken bir yer”…

Pervane böceği, ateşin etrafında döner, döner ve kendini ateşin içine atar. Bu bir yok oluş değil, yeniden doğuştur.

Aliağa’da kesilip parçalanan gemilerin hikayesi, “pervane böceği”nin hikayesidir…

 

Bir önceki yazı Sanıyorsan, Sanma…

Yorum yapın