1 + 1 = ?

Ortaklıklar, yönetim kurulları, şirket içi birimler gibi insanların bir araya gelişlerinde, 1+1=? sorusunu sormak, bu tür birlikteliklerin gelişimi açısından önemlidir.

[+] işareti tüm matematiksel sembollerin belki de en tılsımlısıdır. Belki ilk öğrendiğimiz olmasından, ya da rakamları sürekli büyüğe taşıdığından olsa gerek.

Yukarıda değinilen biraraya gelmiş insanlar şunun farkında olmalılar; varlıklarının karşılığı [1] değildir. Hele hele durum [1] + [1] olduğunda ise sonuç, matematikteki [2]’den çok daha farklı olabilir.

Bu farkındalık, insanların biraradalığından ortaya çıkan “sinerji”nin de niteliğini belirliyor.

Bu yapılanmalarda bazen, [1] + [1]’in karşılığı [4] olabilirken, bazen de [0]‘a karşılık gelebilir. Tıpkı Kuantum Matematiğinde 1+1= 0 ila 4 arasında bir rakama karşılık gelmesi gibi.

Eğer bu yapılanmalarda bireyler, birbirlerinin “payanda”sı oluyorsa, birbirlerini sönümlüyorsa, buradan bir enerji oluşturmak mümkün değildir. Payandalar yıkılanları ayakta tutar, enerjisi kaybolmuş insanlar birbirlerini sönümler.  Oysa her insan hem kendi gelişimini, hem de diğer insanların gelişimini sağlamalıdır. Bireylerin her biri, bir güç üretebiliyorsa, ürettikleri güç, toplamın çok ötesinde bir “değer” olabilir.

Özellikle “Aile şirketleri” bu konuda sıkıntılıdır. Aile bağları, uzun müddet bir “payanda” gibi davranmaya iter insanı. Bu iyilik midir yoksa kötülük mü?

Deneyimlerim şu şekilde davranmanın iyi sonuçlar verdiğini gösterdi;

Her insan, “kendi olarak” kabul edilmeli ve özelliklerini geliştirmeli. Aynı olanlardan bir sinerji doğmuyor. Farklı olanların bir aradalığından ise büyük bir “değer” ortaya çıkabiliyor.

Bu “değer” ise, “duygusal sermaye”si yüksek kurumlarda gerçekleşebiliyor…

 

Bir önceki yazıÖlüm İyiliği*

4 Cevap “1 + 1 = ?”

  1. Serpil Gürbüz :

    Yeni ve değişen dünyada aşağıdaki alıntı yazının ne kadar doğru olduğunu düşündüm. Bir aile şirketi duygulara açık bir şirkettir. IQ su yüksek olan insanlardan oluşan ekiplerin yanısıra duygusal zekası yüksek ekiplerin özellikle bizim gibi duygusal zekası daha yüksek ülkelerde daha çok iş başaracaklarını gösteriyor. Çünkü duygusal zekası olan insanlar zaten o firma için yapacaklarının en iyisini yapmaya çalışırlar. IQ su yüksek insanlar ise o firma için yine en iyisini vermeye çalışırlar. Fakat tek fark onların IQ larının karşılığını maddi olarak almaları birinci koşuldur. Ben en iyiyim daha iyisini hak ediyorum. Bana bu kadar veriliyorsa o kadar çalışırım der. Bunu profesyonellik olarak görürler ve kaybederler. Çünkü insanlarla iletişim kurmazlar. Ben ne dersem o derler. Fakat sen de bir kişiliksin sen de geliştirebilirsin diye motive edilen insanlar size en iyisini verirler ve gözünüz arkada kalmaz. İnsanların duygusal olarak yönlendirilmeye ve motive edilmeye ihtiyaçları var. O zaman daha yaratıcı fikirler ortaya çıkabiliyor. Bu her zaman başarılabiliyor mu hayır. Çünkü bazı insanların kaygıları var. O kaygılar aşılabilirse başarabiliyorlar. Aksi taktirde onların daha çok motivasyona ihtiyacı oluyor. Bu da bazen bir yöneticiyi yıpratabiliyor. Ben her tür olanağı sunuyorum kendini geliştiremiyorsa onun bileceği iş diyor ve son noktayı koyuyor. Son noktanın konulmaması için her birey kendine sunulan olanakları iyi değerlendirmeli ve 1+1 in her zaman 4 edeceği ortamlar yaratmalıdır. Bunu insan aklı ve duygusal zekası başarabilir. “Yönetici duygularıyla hareket etmeli, insanları anlamak için empati göstermelidir. Onlara göstereceği bir güleryüz, çalışanları daha fazla motive edecektir. Bu yüzden yöneticilik aslında verilen değil, alınan bir rütbedir. Birçok insanı belirli bir amaç için çalıştırabilmektir amaçlanan. Bunu yaparken kimi zaman güler, kimi zaman ağlarsınız. Bu şekilde çalışanlarınız size daha bağlı olurlar. Çünkü en güçlü iletişim dili, duyguların iletişimidir.”

  2. Ufuk Tarhan :

    “Payanda”… düşündürdü… “Sönümlemek”… O da düşündürdü… Düşünmek güzeldir… Yine güzel, yararlı yazı; yine siz… Teşekkürler Mehmet Bey. Ne iyi yaptık da tanıştık:)

  3. Salih usta :

    Yazılarınızı zevkle okuyor ve takip ediyorum.
    ”Farklı olanların bir aradalığından büyük bir değer çıkabiliyor”
    O an elimin beş farklı parmağına baktım,bir aradalığı gücü temsil ediyor,ama HEDEFİ gösterecek bir işaret parmağı bu gücün en değerli parçası.
    Ben böyle gördüm..

  4. Mete Han Demir :

    Daima ve her zaman sağlam “payanda” olmak ve kimsenin “sönümdürmesine” izin vermemek gerekir, Bu en yakın dostunuz dahi olsa başkalarını “sönümdürmesine” izin verilmemeli.
    Lider ve Yönetici arasındaki fark burada başlar.

Yorum yapın